1. Ayarlanabilir mide bandı (kelepçe)
  2. Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve gastrektomi)
  3. Mide Bypassı (Roux-en-Y gastric by-pass)
  4. Duodenal Switch ile Biliopankreatik diversiyon (BPD/DS)

Ayarlanabilir mide bandı (kelepçe)
Midenin başlangıç kısmına yerleştirilen kelepçe ile gıdaların küçük bür müde odacığına (mide poşu) hapis olarak erken doymayı sağlar ve alınan kalori miktarı kısıtlanmış olur. Bu amaçla yapılan kelepçe ameliyatının kısıtlamada yetersiz kaldığı ve iştahı azaltmadığı görülmüştür. İştahın azalmaması hastanın yeme isteğinin giderek artması ve kelepçeyi atlatacak manevralar öğrenmesi ile sonuçlanır. Bu yöntemin kilo vermede yetersiz kaldığı görülmüştür. Komplikasyonların (istenmeyen yan etkiler) ve ölüm oranlarının da diğer yöntemlere göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bu sonuçlarla merkezimizde de dünya da giderek terk edilen bir yöntem haline gelmiştir.

 

Tüp Mide-Mide küçültme (Sleeve gastrektomi)
"Laparoskopik sleeve gastrektomi", midenin % 80 inin çıkarılmasıyla olur ve geride kalan mide tübüler yapıdadır, muza benzer.

Yöntem:
Bu yöntem çeşitli mekanizmalarla çalışır. Öncelikle, yeni mide poşu, normal mideden oldukça küçük bir hacme sahiptir ve gıda miktarını ve tüketilen kaloriyi önemli ölçüde azaltmaya yardım eder. En büyük etki, ameliyatın bağırsak hormonlarına etkisi ve bununla birlikte açlık, tokluk ve kan şekeri kontrolü gibi birçok faktöre etkisidir. Alınan besinler ve kalori miktarı önemli ölçüde azalacaktır; bununla birlikte azalan iştah hormonları sayesinde açlık ile mücadele daha kolay ve etkili olacaktır. Yakın zamanlı çalışmalar kilo vermede ve tip2 diyabetin kontrol altına alınmasında tüp mide ameliyatının mide bypassı kadar etkili olduğunu göstermiştir.

 

Mide Bypassı (Roux-en-Y gastric by-pass)
Mide bypassı(Roux-en-y gastrik bypass), kilo vermek için yapılan ameliyatlarda altın standart olarak değerlendirilir ve bariatrik yöntemlerden dünya çapında en çok uygulanan yöntemdir.

Yöntem:
İki bileşeni vardır.  Öncelikle midenin başlangıç kısmından geri kalanının bölünmesiyle yaklaşık 28gr ya da 30 ml hacminde küçük bir mide poşu yaratılır. Daha sonra ince bağırsağın ilk kısmı ayrıştırılır, alt kısımda kalan bölünmüş ince bağırsak kısmı alınır ve yeni yaratılmış küçük mide poşuna bağlanır. Bu yöntem ince bağırsağın ayrıştırılmış ilk parçasının ince bağırsağın daha aşağıda kalan parçasına bağlanmasıyla tamamlanır. Böylece mide asidi ve sindirim enzimleri bypass yapılan mide ve ince bağırsak ilk kısmında gıdalarla karışacaktır. Mide bypassı çeşitli mekanizmalarla çalışır. Öncelikle diğer bariatrik yöntemlere benzer şekilde, yeni yapılan mide poşu oldukça küçüktür ve öğünleri önemli ölçüde küçültür bu da tüketilen kalori miktarını azaltır. Ek olarak, kalan küçük mide poşundan daha az gıda sindirimi olacaktır ve daha önceden gıda geçişinin olduğu ince bağırsağın ilk kısmından şimdi gıda geçişi olmayacaktır ve emilen kalori miktarı azalacaktır aynı zamanda besinlerin emiliminde de azalma olacaktır. En önemlisi sindirim sisteminin yeni akış yolu, açlığı bastıran ve tokluğu yükselten bağırsak hormonlarında değişikliklere neden olur. Ve obezitenin sebep olduğu tip2 DM nin önemli mekanizmalarından birini tersine çevirir.

 

Duodenal Switch ile Biliopankreatik diversiyon (BPD/DS)
Biliopankreatik diversiyon ile duodenal switch, iki bileşeni olan bir yöntemdir. İlk önce midenin bir kısmının çıkarılmasıyla tübüler mide poşu elde edilir, tüp mide ameliyatına çok benzer. Sonra ince bağırsağın büyük bir bolumu bypass edilir.

Yöntem:
Duodenum ya da ince bağırsağın ilk kısmı, midenin çıkım yolundan ayrıştırılır. Sonlara yakın ince bağırsak segmenti alınır ve yeni yapılan midenin çıkımına bağlanır. Böylece hasta yemek yediğinde, gıda yeni yaratılan mide poşundan geçer ve doğruca ince bağırsağın son segmentine boşalır. Kabaca ince bağırsağın 3/4 lük kısmı gıda akış yolundan bypass edilmiştir. Bypass yapılan ince bağırsak kısmı, safrayı ve pankreatik enzimleri içeren kısımdır, gıda yıkımı ve protein ve yağ emilimi için gerekli olan kısım olduğu için, ince bağırsağın kalan son kısmına tekrar bağlanır ve sindirim yolunda karışım sağlanmış olur. Yukarda tanımlanan diğer cerrahi yöntemlere benzer şekilde, BPD/DS de ilk olarak tüketilen gıda miktarını azaltmaya yardımcı olur. Buna rağmen zamanla bu etki azalır ve sonuçta hastalar neredeyse normal miktara yakın gıda tüketir. Diğer yöntemlerden farklı olarak, ince bağırsağın önemli bir kısmı sindirim yolundan ayrılır. Ek olarak, gıda safra ve pankreatik enzimlerle karışmaz ince bağırsağın son kısmına gelene dek. Bu da kalori ve besinlerin emiliminde önemli azalmayla sonuçlanır. Özellikle protein ve yağlar ve yağda eriyen vitaminlerin emiliminde önemli azalma olur. Son olarak BPD/DS, mide bypass ve tüp mide benzer olarak, açlığı ve tokluğu düzenleyen ve kan şekeri kontrolünü sağlayan bağırsak hormonlarını etkiler. BPD/DS, yukarıda tanımlananlar arasında diyabet tedavisinde en etkili olan cerrahi yöntemdir.