Eğer çift bir yıldan uzun zamandır çocuk sahibi olmak istiyor ama başarılı olamıyorsa, maddi ve manevi sıkıntılı bir süreç başlamış demektir. Ülkemizde boşanma, ‘kuma getirmek’ gibi ciddi toplumsal yansımalara neden olabilen bebek arzusunun, incelemeler ve tedaviler açısından bir çok zorluk içerdiğinin de farkındayız. Çocuk sahibi olmaya engel olan durumların birçoğunu günümüzde aydınlatabiliyoruz. 

İNFERTİLİTE (Kısırlık) NEDİR ?

Bir yıl süreyle haftada en az 2-3 kez düzenli cinsel birlikteliğe rağmen gebe kalamama durumudur. 
Toplumdaki çiftlerden %15'inin infertilite sorunu olduğunu biliyoruz. 
Kendiliğinden rahatlıkla gebe kalabilen çiftlerde, aylık gebe kalabilme oranı % 25-30'dur. Bu oran 6 aylık bir sürede % 75'dir. Bu oran bir yıl sonunda yaklaşık % 75'e ulaşmakta, 2 yılın sonunda ise % 85'i geçmektedir. 
Bu nedenle 1 yıl sonunda istenilmesine rağmen gebelik gerçekleşmezse doktora başvurmakta yarar vardır. 

İNFERTİLİTE NEDENLERİ NELERDİR ?

Çocuk sahibi olamayan çiftlerde sorunun 3' te biri erkekten 3'te biri bayandan 3'te biri her ikisinden, geri kalan % 10' unda ise yapılan basit testler ile hiç bir neden saptanamamaktadır (nedeni belli olmayan veya izah edilemeyen (açıklanamayan) infertilite,) 
Kadına ait yaygın infertilite nedenlerinden en sık olarak yumurtlama olmaması, daha az olarak da yumurta kanallarının (fallop tüplerinin) tıkalı olması, rahim (uterus) veya kanallarda (fallop tüpleri) doğumsal şekil bozukluğu olması, iyi huylu rahim urları (myomlar), rahim içi yapışıklıklar (uterin sineşiler) olarak sayılabilir. 
Erkeğe ait en yaygın infertillite nedenleri ise, semende sperm sayısında azlık veya hiç olmaması(oligospermia, azoospermia), hareketlerinde yavaşlık(asthenospermia) veya sperm hücresinde şekil bozukluğu olmasıdır (teratozoospermi). Nadiren de genetik sebepler ve kromozomal anormallikler infertil erkekte neden olarak karşımıza çıkar. 

Doktora Başvurulduğunda hangi testler istenecek?

Erkeğin Değerlendirmesi ; Semen analizi ile (meni tetkiki) yapılır. Semen analizi 3-5 günlük cinsel perhiz sonrasında, ve herhangi bir kayganlaştırıcı madde kullanılmadan masturbasyonla verilir. 
Sperm değerleri zamansal farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle; bir erkeğin semen analizi hakkında görüş bildirmek için en az 2-3 haftalık aralarla iki örneğin incelenmesi gereklidir. Dünya Sağlık Örgütünün 'normal' sperm parametrelerine göre sperm sayımının mililitrede 20 milyondan fazla, hareketliliğinin %50'nin üstünde ve en az %70'inin şekil olarak normal olması gerekmektedir. Ayrıca daha detaylı olarak normal şekilli spermlerin özel boyama tekniği ile değerlendirilmesidir, % 14 ve üstü değerler normal olarak kabul edilmektedir (Kruger analizi). 
Erkekte spermin hiç olmaması ya testiste üretim olmamasından(%90) veya üretim olmasına rağmen dışarı atılmasını sağlayan kanallarda tıkanmadan(%10) dolayı olabilir. Semendeki sperm var ve yukarda belirtilen değerlerin altında ise öncelikle yumurtalıklardan (testis) sperm üretilmesi aşamasındaki problemler nedeniyle oluşmaktadır. Genetik ve hormonal bazı faktörler, daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar, aşırı sigara ve alkol tüketimi, geçirilmiş cerrahi veya yalnızca strese bağlı olarak da sperm üretim problemleri yaşanabilir. Bunun yanısıra bazı ilaçlar, sperme toksik çeşitli kimyasal maddeler ve çevresel etkenler, radyasyon ve radyoterapi sperm üretimi üzerinde olumsuz etki yaratabilir. 
Testislerin ısısını arttırarak spermlerin üretimi ve hareketi üzerinde olumsuz etki yaptığına inanılan varikosel (toplardamarların genişlemesi) cerrahi olarak damarın bağlanması ile düzeltilebilecek bir sorundur. Ancak sayı ve hareket de kısmi bir düzelme olsa da gebelik oranlarını arttırdığı günümüzde tartışmalıdır. 
Tüm bu faktörlere bağlı olarak semen içerisinde ya hiç sperm bulunmayabilir (azoospermi) ya da sperm sayısında azalma (oligozoospermia), hareketliliğinde azalma (astenozoospermia) veya şekil bozukluğu (teratozoospermia) ya da bu son üç durumun çeşitli şekillerde kombinasyonları görülebilir. Tedavi semen analizindeki bozukluğun nedenine ve derecesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. 
Erkek infertilitesinin tedavisi; enfeksiyonlar için antibiyotik kullanımını, varikosel ya da kanal tıkanıklıkları için operasyon yapılmasını, sperm kalitesini arttırmak için hormon ve çeşitli ilaç kullanımını, aşılama (intrauterin inseminasyon - IUI) ya da diğer yardımcı üreme tekniklerinin uygulanmasını gerektirebilir. Erkeğe bağlı problemlerin çözümünde yüzyılın en önemli gelişmes imikroenjeksiyon (ICSI) uygulaması olmuş ve birkaç adet canlı spermi olan herkesin çocuk sahibi olabilme şansını yakalayabilmesini sağlamıştır. 

KADININ DEĞERLENDİRMESİ

Yumurtlama Kaynaklı İnfertilite (Ovulatuvar Faktör) Düzensiz ya da yumurtlamama tüm infertil kadınların en sık nedenidir ve % 25'inde saptanır. Genel olarak adet düzensizliği ile kendini gösterbilir. Yumurtlamayı tespit etmede çeşitli testler ve yöntemler mevuttur. Bunlarda biri basit ve ucuz olarak sabah yataktan çıkmadan ağızdan vücut ısısını ölçmektir. Normalde yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonuna bağlı olarak adet döneminin ortasına rastlayan bir dönemde vücut ısısı yaklaşık 0.7-1 derece yükselir. Ancak yumurtlama olmazsa ısı değişimi olmaz. Bu takip, soğuk algınlığı gibi vücut ısısını etkileyen birçok faktörden etkilenebileceğinden kesinlik taşımaz. Vücut ısısı takibi, yumurtlamanın olup olmadığının saptanması için basit ve ucuz bir yöntemdir. Nadiren vücut ısı değişikliği olmasada yumurtlama olabilmektedir. Progesteron hormonunun 28 günde bir adet gören kadınlarda adete bir hafta kala kan testi ile ölçülmesi, yumurtlamanın varlığını teyit etmede en güvenilir testtir. 
Deneyimli bir hekim ultrasonografi ile yumurtlama gününü tespit edebilir. 
Tedavisinde yumurta uyarıcı ilaçlar ile olabilmekte ve kadınların yaklaşık % 80-90 nında yumurtlama sağlanabilmektedir. Başka bir neden yok ise ilk altı yumurtlama tedavisi döneminde çiftlerin yarısından fazlası gebe kalabilir. Yaş, kilo ve sigara tedaviye yanıtı en belirleyici faktörlerdir. 

Tubal Nedenli İnfertilite (Tubal Faktör) Gebelik ancak ve ancak açık ve iç kısmı sağlıklı fallop kanalları ile sağlanabilir. Fallop tüplerinin çok hassas bir iç yapısı vardır. Bu yapıdaki bir bozulma yumurtanın taşınmasını, beslenmesini, spermin geçişini ve dolayısıyla döllenmeyi engelleyebilir. İlaçlı rahim filmi (HSG), rahmi içini ve fallop kanallarını incelemek için kullanılır. Adetin bitiminin hemen sonrasında yumurtlama olmadan uygulanmalıdır. 
Tüpün hasarı veya tıkanıklık genital yolla tüpe ulaşan enfeksiyonlardan kaynaklanabileceği gibi karın içindeki diğer enfeksiyonlar veya cerrahiler nedeniylede meydana gelebilir (ör. Appendisit, dış gebelik). Tıkanıklıklar aynı zamanda dış gebeliğide neden olabilir ve alınmasına neden olabilir.. Tubal infertilite tüm infertilite nedenleri arasında % 35'lik bir paya sahiptir. Bu konuya açıklık kazandırmak için, rahim filmi (HSG) ve/veya laparoskopik incelemeler gereklidir. Rahim ağzından verilen ilaçlı sıvı ile kanalların durumu ve rahmin iç kısmının yapısını değerlendirebiliriz. Ancak tüplerden biri veya ikisi spazma bağlı tıkalı olarak yanlışlıkla kapalı olarak değerlendirilebilir. Tekrarlamaktan ziyade hastanın yaşına bağlı olarak laparoskopi kararı verilebilir. Laparoskopi kesin tanı konulmasını sağladığı gibi cerrahi tedavi olanağıda sağlar. Hafif hasar olanlar mikrocerrahiden fayda görebilir iken, ileri derecede kanal hasarı olanların gebelik şansı ancak tüp bebek (IVF) yöntemi ile sağlanabilir. 

Rahim Kaynaklı İnfertilite (Uterin Faktör) Rahmin iç kısmının, gebeliğin yerleşeceği alanın şeklini veya yapısını değiştiren durumlar gebelik olmasını engelleyebilir. Rahim filmi (HSG), rahim içini incelemek için kullanılan en temel yöntemdir. Yine ultrason eşliğinde rahmin iç kısmı serum fizyolojik ile değerlendirilebilir. Ancak en güvenilir metod histeroskopi olup rahim içinin optik cihazlarla direk incelenmesi ve gerekirse cerrahi olarak düzeltilmesi işlemidir.
Karın Zarı Kaynaklı İnfertilite (Peritoneal Faktör) Karın zarı-Periton-, karın boşluğundaki organları ve duvarını kaplayan dokudur. Bu dokuda oluşan hasarlar (geçirilmiş cerrahi, iç organ enfeksiyonları, endometriyozis) yapışıklıklara neden olabilir. Bu yapışıklıklar yumurtanın kanallar tarafından yakalanmasını önleyebileceği gibi kanalların tıkanmasına da neden olabilir ve gebeliği engelleyebilir. Doğurganlık yaşındaki kadınlarda sık karşılaşılan endometriyozis adlı hastalık rahim içini döşeyen dokunun (endometriyum) rahmin dışında başka bir bölgede (ör. yumurtalıklar, karın içi vb.) yerleşmesi halidir. Adet kanaması döneminde bu olmaması gereken yerde bulunan dokulardan da kanama olduğundan şiddetli ağrı oluşabilir. Ayrıca bu kanamanın verdiği hasara bağlı olarak cinsel temas sırasında ve değişik zamanlarda kasık ağrısı ve dışkılamada da ağrı gelişebilir. Bu hastalık yumurtalıklarda erimiş çukulata kıvamında çikolata kisti olarak bilinen kist oluşumlarına da yol açmaktadır. Bu kistler laparoskopik cerrahi ile çıkarılabildikleri gibi hasarlı dokuları ve endometriyozis odaklarını yakmak (koter, lazer) mümkün olabilmektedir. Daha hafif durumlarda ilaç tedavisiyle de sonuç alınabilmektedir. Bu tedavi yöntemleriyle hastalığın gelişimi durdurulabilmekte veya geriletilebilmekte ise de gebelik oluşmayabilir. Bu durumda tüp bebek yöntemi önerilmektedir. 

Açıklanamayan İnfertilite (Unexplaıned İnfertilite) Ve Nadir Nedenler Elimizdeki mevcut tanısal testler ile hiçbir neden bulunamayan çiftleri ifade eder. 
İnfertil çiftlerin % 10'unda tüm testler normaldir. Çiftlerin % 5'inde ise yalnızca küçük (minör) problemler saptanır. Bu durumda üremeye yardımcı ilaçlar ve intrauterin inseminasyon (IUI) ampirik olarak kullanılır. Eğer 3-6 siklusta gebelik elde edilemez ise çift bu tedaviye devam etme şansına sahip olmakla birlikte, tüp bebek tedavilerine geçiş önerilir.