Crohn Hastalığı ve ülseratif kolit mide-bağırsak kanalının süreğen (kronik), tekrarlayıcı hastalıklarıdır ve genel olarak inflamatuvar bağırsak hastalıkları olarak adlandırılırlar. Sanayileşmiş toplumun bir yan ürünü olarak tanımlanan bu hastalıkların tüm  dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıklıkları, son yıllarda  önemli artış göstermektedir.
Crohn ve ülseratif kolit hastalarına  multidisipliner ve bilimsel bir yaklaşımla, konusunda uzman gastroenterolog, radyolog, patolog, cerrah ve hemşirelerden oluşan bir ekiple  ayaktan ve yatarak  tanı ve tedavi imkanı sunmaktayız.
Merkezimizde inflamatuvar bağırsak hastalığı tanısı, deneyimli ekibimiz tarafından en son teknolojik yöntemlerle konulmaktadır. Bugün dünyada uygulanan her türlü medikal ve cerrahi tedavi seçeneği eşzamanlı olarak  hastalarımıza sunulmaktadır.

Ülseratif Kolit Nedir?

Kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen tabakanın (kolon mukozası) iltihabidir. Mukozada iltihap ve kanayan yaralara (ülser) yol açar. http://ankara.baskenthastaneleri.com/uploads/ulseratif1.jpgHastaların hemen hepsinde bağırsağın son bölümü (rektum) hastadır. Hastaların bir kısmında bağırsağın daha büyük bölümü, bazı hastalarda da tüm kalın bağırsak hastadır. Yani hastalığın tutulumu hastadan hastaya değişir.
Hastaların bir kısmında başlangıç döneminde kabızlık olabilirse de, genellikle ishal vardır. Diski kanlıdır. Kanla birlikte mukus denilen parlak, kaygan barsak salgısı ve cerahat de diski içinde görülür.
Ülseratif kolit süreğen bir hastalıktır, yıllarca devam eder. Tedavi ile hastanın yakınmaları bağırsaktaki hastalık hali düzelir. Ancak zaman zaman tekrarlamalar gösterir. hastanın ilaçlarını doktor kontrolü altında önerilen sürede ve bazen sürekli olarak kullanması gerekir.

Ülseratif Kolitin Nedenleri Nedir?

Hastaligin nedeni bugün için bilinmemektedir. Gidalarimizla mide-barsak kanalina giren çesitli maddeler, bakteri toksinleri ve virüsler hastaligin ortaya çikmasinda rol oynayabilir.  Ancak sorumlu hiçbir gida maddesi veya mikroorganizma bulunmus degildir. Etken ne olursa olsun, bu zararli faktöre karsi barsak mukozasinda yanit olarak iltihap hücreleri artar, inflamasyon ve ülserler gelisir.

 

Ülseratif Kolitin Belirtileri Nelerdir?


1. Kanli ishal,
2. Makattan kan ve sümüksü madde gelmesi,
3. Karın ağrısı,
4. Halsizlik yorgunluk,
5. İştahsızlık ve kilo kaybi,
6. Kansızlık, solukluk,
7. Bazı hastalarda, gözde kızarıklık ve yanma, eklemlerde ağrı, ciltte döküntüler ve karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluklar.

 

Ülseratif Kolit Tanısı Nasıl Konulur?


Hastanın hikayesinde kalın bağırsaktan olan kanama, birlikte olan ishal ve karin ağrısı Ülseratif kolit olabileceğini düşündürür. Yapılan diski ve kan tetkikleri ile bağırsak enfeksiyonu olmadığı anlaşıldıktan sonra tanıyı kesinleştirmek için kolonoskopi yapılması gereklidir. kalın bağırsaklar ve ince bağırsağın son bölümü kolonoskopi adi verilen optik ve bükülebilir  bir aletle ayrıntılı olarak görüntülenebilir. bağırsak kanalı  biyopsi alınmasına duyarlı olmadığı için hasta hiç bir şey hissetmeden hasta bölgelerden parça alınabilir. Bu parçaların patolojide değerlendirilmesi ile tanı konulmaktadır.

 

Ülseratif Kolit Nasıl Tedavi Edilir?


Nedeni tam bilinmeyen, kronik bir hastalık olmasına rağmen Ülseratif kolit hastalığı günümüzde basari ile tedavi edilebilmektedir. Tedavide sürekli doktor kontrolünde olmak esastır. Ülseratif kolit tedavisi hastalığın şiddetine ve etkilediği barsak alanına göre hekim tarafından planlanmalıdır. Genellikle ağızdan alınan  haplar (Salozoprin EN tb, Salofalk tb, Asacol tb, Pentasa tb ) ve makattan verilen lavmanlar  ile tedaviye başlanır. Bu ilaçların yetersiz kaldığı ya da hastalığın en  basından şiddetli  seyrettiği olgularda tedaviye ağızdan veya damar yolu ile kortikosteroid ilaçlar eklenmektedir. Gereğinde ağır hastalar hastanede yatırılarak damar yolundan beslenmelidir. Kimi ağır kolitlerde tedaviye bağışıklığı baskılayan ilaçlar verilebilir. Bazı durumlarda ise hastalar ancak cerrahi yolla tedavi edilebilmektedirler. Kortikosteroid ilaçlarla tedavi süresi asla 3 ayı geçmemeli ve hastalar asla ilacı aniden kendileri kesmemelidir. Ülseratif kolitte hastalığa bağlı yakınmalar geçtikten sonra Salofalk, Asacol ve salozopyrin gibi ilaçlar ile idame tedavisine devam edilmesi önerilir. Kimi zaman kortikosteroid ilaçlara dirençli ya da bağımlı hastalarda immunomodülatör (immuran, 6-merkaptopurin) ilaçlar ya da yeni biyolojik tedaviler uygulanabilir. Bu sayede hastalığın tekrar alevlenmesi engellenebilir. hastalığın tümüyle ortadan kalkması kalın bağırsağın tamamının cerrahi (total kolektomi) olarak çıkarılması ile mümkün olmaktadır. 

Ülseratif Kolitte Diyetin Faydası Var Mi?


Ülseratif kolit hastalarında herhangi özel bir diyet uygulamasının faydalı olduğu ya da her hangi bir gıdanın Ülseratif kolitte zararlı olduğu bilimsel olarak gösterilememiştir. Toplumda (% 5-10) sıklığında  görülen süt tahammülsüzlüğü (laktoz intoleransi) zaten var olan ishale katkıda bulunabilir. Bu durumlarda süt ve süt ürünlerinden uzak durulması veya marketlerde bulunan laktazlı sütlerin tüketilmesi önerilebilir. Aspirin ve romatizma ilaçları Ülseratif koliti alevlendirilebileceğinden bu ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır. Genel olarak temiz, dengeli ve sağlıklı beslenmeye dikkat edilmesi yeterlidir.

Ülseratif Kolit Kansere Neden Olur Mu?


Ülseratif kolit varlığında  hastalığın  9-10. yıllarından  itibaren kalın barsak kanseri gelişim riski normal popülasyona göre artmıştır. Bu risk artısı hastalıkla geçen süreye ve Ülseratif kolitin kalın bağırsağın ne kadar bir bölümünü etkilediğine bağlı olarak değişmektedir. Ancak, Ülseratif kolit hastalarında kalın barsak kanseri gelişiminden  evvel  kalın barsak yüzeyinde displazi adi verilen bir takim öncü değişiklikler olmaktadır ve bu  değişiklikler erken dönemde yapılan kolonoskopi ve biyopsi ile saptanabilmektedir. İste bu nedenden ötürü Ülseratif koliti olan hastalar eğer tüm bağırsağı tutan hastalıkları var ise 9. yıldan sonra,  sadece kalın bağırsağın sol tarafını tutan  hastalıkları var ise 15. yıldan sonra yıllık tarama kolonoskopileri yaptırmalıdır. Öncü lezyonlar saptandığında kanser gelişmeden kalın bağırsağın cerrahi olarak çıkarılması mümkün olmaktadır.

Ülseratif Kolit Hayatımı Nasıl Etkiler?


Yapılan çalışmalar Ülseratif kolitli hastaların yasam sürelerinin normal popülasyondan farkı olmadığını göstermiştir. Bir baksa deyişle Ülseratif kolit ömrü kısaltmamaktadır. Hastalar genellikle  kontrollerini ve tedavilerini aksatmadıkları  sürece normal hayatlarını sürdürebilirler. Ülseratif kolit hastalığı ve hastalıkta uygulanan tedavilerin çoğu anne-baba olmaya engel yaratmamaktadır. Sadece kadınlarda kalın bağırsağın tam çıkarılmasının (total kolektomi ve pos oluşturulması) gebe kalma sansını azalttığı bilinmektedir. Bu nedenle doğurgan yastaki kadınlarda cerrahi kararı alınmadan önce iyi düşünülmelidir.

Ülseratif Kolit Hastalıgının Cerrahi Tedavisi Nasıl Yapılır?


Ülseratif kolit için günümüzde geçerli tedavi yöntemi kalın barsak ve rektumun tamamen çıkarılmasına dayanan ameliyattır (Total proktokolektomi). 1980 yılı baslarına kadar bu ameliyatın uygulanmasından sonra hastanın ince bağırsağının karnına bağlanması zorunlu oluyordu (ileostomi). Son yıllarda ince bağırsağın son kısmından rezervuar (depo) kapasitesi olan pos yapılmaya başlandı (Ileal pos). Böylece hastanın normal yoldan tuvalet ihtiyacını yapması mümkün olmaktadır. Restoratif proktokolektomi ameliyatı uygun hastalarda Crohn hastaları, kronik konstipasyonu olan hastalar ve bazı kanser kanser hastalarında uygulanabilir. Laparoskopik yöntemle bu ameliyat yapılabilir, böylece çok daha az iz kalir ve böylesi büyük bir ameliyatın hasta üzerinde yarattigi kötü etkiler en aza indirilmiş olur. 

Crohn Hastalığı Nedir?


Crohn hastalığı sindirim sistemini oluşturan ağız, yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklardaki bir veya birkaç bölümü tutabilen, tutulan bölümde kalınlaşma ve ülserler oluşturan bir hastalıktır.  Bağırsaktaki kalınlaşma bu bölgelerde darlıkların oluşmasına yol açabilir. Hastalıklı alan birkaç santimetre uzunluğunda olabileceği gibi bir metreyi asan uzunlukta da olabilir. Ağızdan anüse kadar bağırsağın herhangi bir yerini tutabilirse de en sik ince bağırsağın son bölümü ve kalın bağırsakta hastalığa neden olmaktadır. Anüs bölgesinde “fistül” olarak isimlendirilen, iltihabin aktığı delikler bulunabilir. Crohn hastalığı uzun süreli, süreğen ancak tedavisi mümkün bir hastalıktır. Kimi yönleri ile Crohn hastalığına benzeyen ancak yalnızca kalın barçakta tutulum yapan Ülseratif kolit ile birlikte inflamatuvar bağırsak hastalıklarının önemli bir kimsini oluştururlar.

Crohn Hastalığı Kimlerde Görülür?


Hastalık yüksek sosyoekonomik gruplarda ve kentsel bölgelerde yasayanlarda daha sik  olarak görülür. Anne-babadan çocuğa doğrudan geçiş olmamakla birlikte  inflamatuvar barsak hastalığı (Crohn hastalığı ve Ülseratif kolit) olanların  akrabalarında bu hastalıklardan birinin görülebilme sıklığı % 5 ile % 20 arasında değişmektedir.

Crohn Hastalığı Neden Olur?


Yoğun araştırmalara karsın, Crohn hastalığının nedeni halen bilinmemektedir. Bulaşıcı hastalık değildir. Hastalıklı kişiden sağlıklı kişiye geçmemektedir. Günümüzde kabul edilen görüşe göre,  genetik olarak hastalığa yatkın bireylerde bilinmeyen çevresel veya mikrobik bir faktörün gastrointestinal kanalda anormal bir iltihabi yanıtı tetiklediği ileri sürülmektedir.  Etken ne olursa olsun, bu zararlı faktöre karsı barsak mukozasında cevap olarak iltihap hücreleri artar, inflamasyon ve ülserler gelişir.
Bugün için tedavide kullanılan ilaçlar; hastalığın nedeni bilinmediği için, sebebe yönelik değil, iltihabin gerilemesini sağlayan anti-inflamatuvar ilaçlardır.  Sigara içmenin, romatizmal ilaç ve aspirin kullanımının, hormonsal değişiklerin  ve enfeksiyonların Crohn hastalığının alevlenmesine neden oldukları iyi bilinmektedir.

Crohn Hastalığının Belirtileri Nelerdir?


Crohn hastalığı bulguları tutulan yere ve hastalık aktivitesine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Sik görülen bulgulara göre sıraladığımızda;
1. Karin ağrısı,
2. İshal ,  kalın barsagin tutulduğu hastalarda diski ile kan gelmesi,
3. İştahsızlık, kilo kaybı,
4. Halsizlik yorgunluk, ateş (hastalığın aktif döneminde),
5. Kansızlık, solukluk,
6. Barçakta ciddi daralmanın oluştuğu hastalarda bulantı, kusma, şişkinlik, ağrı,  ve kabızlık,
8. Ağızda yaralar, gözde kızarıklık ve yanma, eklemlerde ağrı, ciltte döküntüler ve karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluklar,
9. Hastaların bir kısmında bağırsaklar ile diğer organlar, cilt veya makat arasında kanalların açılması (fistüller),  buralardan akıntıların gelmesi ve makatta sislikler (abse) ve yaraların olması

Crohn Hastalığı Tanısı Nasıl Konulur?


Sıklıkla haftalar-aylar süren karin ağrısı, ishal, kilo kaybı yakınmaları olan hastada Crohn hastalığından şüphe edilir. Basit kan tetkikleri kansızlık ve iltihaplanmanın bazı bulgularını gösterebilir. Daha ileri tetkikler ince ve kalın bağırsak filmleridir. Tanı için en önemli tetkiklerden biri kolonoskopi adi verilen bükülebilir cihazlarla kalın bağırsağın ve ince bağırsağın son kimsinin incelenmesidir. Bu inceleme sırasında tanıda önemli olabilecek biyopsiler alınarak patolojik inceleme için gönderilebilir.
Mide- bağırsak kanalı  biyopsi alınmasına duyarlı olmadığı için biyopsi alınma işlemini hasta hissetmez. Alınan parçaların patolojik açıdan mikroskop ile değerlendirilmesi hastalığın tanınmasını sağlar. Ayrıca ince barsagin radyolojik tetkiki, karin bölgesinin bilgisayarlı tomografisi ve manyetik rezonansı da (MR) tanıya yardımcı olan tetkiklerdir.
hastalığın bütün bulguları ayni anda görülmeyebilir. Bazen gizli kansızlığa bağlı sadece halsizlik ve yorgunluk yakınmaları ya da eklemlerde simseler ile başlayabilir. bazı hastalarda hastalığın ilk başlangıcı apandisit semptomlarına benzer ve tanı apandisit düşünülerek yapılan ameliyat sırasında konulur.

Crohn Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?


Crohn hastaliginin tedavisi  hastaligin siddetine ve hastaligin tutulum yerine (ince bagirsak, kalin bagirsak, makat vb.) göre belirlenir. Genellikle agizdan alinan ilaçlar  ile tedaviye baslanir.  Bu ilaçlarin yetersiz kaldigi veya hastaligin en  basindan siddetli  seyrettigi olgularda tedaviye agizdan veya damar yolu ile kortikosteroid ilaçlar  eklenmektedir. Kortikosteroidler çok etkili olmakla birlikte yüksek dozlarda ve uzun süre kullanildiginda yüzde sisme, kan basincinda artis, kan sekerinde yükselme, kemiklerde kalsiyum kaybi gibi istenmeyen etkilere yol açmaktadir. Bu nedenle ilacin olumlu etkisi saglandiktan sonra ilaç dozu haftalar/ aylar içinde kademeli olarak azaltilir veya tamamen kesilir.
Bagisiklik sistemini etkileyen Azathioprine (Imuran) gibi ilaçlar uzun dönemde hastaligin aktiflesmesini önlemek için kullanilmaktadir.
Son yillarda kullanima giren  2 ayda bir damar yolundan  yapilan infliximab ve cilt altina yapilan adalumimab adli ilaçlar  Crohn hastaliginin tedavisine önemli katkida bulunmaktadir. Ayrica son yillarda yeni farkli biyolojik ajanlarda yavas yavas kullanima girmeye baslamislardir.  Ilaçla tedavinin yetersiz kaldigi durumlarda cerrahi tedavi gerekmektedir.

Crohn Hastalığında Diyet


Diyetin hastalıkta önemli bir rolü olmadığına inanılır. Ancak hastalığın aktif olduğu dönemlerde fazla posalı besinlerden (çiğ sebze ve meyveler gibi)  kaçınmak uygun olur. Crohn hastalarında normal kişilere oranla laktoz intoleransinin (süte tahammülsüzlük) daha fazla olduğuna inanılır. Bu nedenle hasta eğer bir büyük bardak süt içtikten sonra karin ağrısı, gaz, ishal veya şişkinlik gibi şikayetler tanımlar ise süt ve süt ürünlerinden kaçınması uygun olur.
Crohn hastasının dikkat etmesi gereken bir konu da sigaradan kaçınmasıdır. Sigara Crohn hastasında, hastalığın şiddetlenmesine ve kontrolünün güçleşmesine neden olmaktadır.
Genel olarak temiz, dengeli ve sağlıklı beslenmeye dikkat edilmesi yeterlidir.

Önemli Notlar


  • Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı, gastrointestinal kanalın,  nedeni bilinmeyen, süreğen, aktif ve sessiz dönemlerle seyreden inflamatuvar hastalıklarıdır.
  • Ülseratif kolitin bulguları, hastalığın kalın bağırsakta etkilediği yere ve aktivite derecesine bağlı olarak değişmekle birlikte kanlı, mukuslu dışkılama, karin ağrısı, halsizlik ve/veya ateş, kilo kaybıdır.
  • Crohn hastalığının bulguları hastalık tipine, aktivite derecesine bağlı olarak değişmekle birlikte en sik rastlanan yakınmalar karin ağrısı ve ishaldir.
  • İnflamatuvar bağırsak hastalıklarının sıklığı giderek artmaktadır.