Deprecated: trim(): Passing null to parameter #1 ($string) of type string is deprecated in /var/www/html/ankara.baskenthastaneleri.com/panels/bh_icerik_detay.php on line 155

Kan Merkezi

Bağışlanan Kanlar Nerelerde Kullanılır?


Kan nakli (transfüzyon), tedavide çok önemli yeri olan ve aranan kan elde edilemediği takdirde başka alternatifi olmayan bir tedavi aracıdır. Hemen hemen bütün ameliyatlarda bazı hastalıklarda yaşam boyu, kansızlık(anemik) durumlarında, anne-babının kan uyuşmazlığına bağlı yeni doğanın kanının değiştirilmesinde ve travmalara bağlı özellikle iç organ kanamaları başta olmak üzere birçok nedene bağlı olarak transfüzyona ihtiyaç olabilir. Duyulmaktadır. Görüldüğü gibi böyle bir durumda sadece 1 hasta için ortalama 10 kişinin kan bağışı yapması gerekmektedir.

TALASEMİ 
Kalıtsal bir kan hastalığıdır. Hemoglobin yapımında bir bozukluk söz konusudur. Bu durum kansızlığa yol açar. Talasemi Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde daha sık görülür. Talasemi hastalığı hemoglobin yapımını kontrol eden genlerde bozukluklardan kaynaklanır. Vücutta üretilen kırmızı kan hücreleri yapısı itibariyle bozuk olur ve görevlerini tam anlamıyla yerine getiremezler. Buna bağlı olarak  bu hastaların kırmızı kan hücrelerinin yenisiyle değiştirilmesi gerekir. Bu değişimde ortalama 2-3 ayda bir yapılır ve her defasında yaklaşık olarak 9-10 ünite eritrosit süspansiyonuna ihtiyaç vardır. Uygulanan tedavi hastanın yaşam süresini ve yaşam kalitesini arttırmaya yöneliktir. Talasemi hastaları yaşamları boyunca belirli aralıklarla kan nakli almak durumundadır, kan naklinde en çok eritrosit süspansiyonu kullanılır.

ANEMİ
Kansızlık olarak bilinen çok çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkların genel adıdır. Temel olarak sorun alyuvarlarda ve/veya hemoglobindedir. Alyuvarların yapım eksikliği, alyuvar hücrelerinin zamanından önce ölerek vücuttan atılması, çeşitli kanamalara bağlı kan kayıpları kansızlığa neden olur. Hemoglobin yapımındaki bozukluk, hemoglobin yapısına giren maddelerin eksikliği, genetik nedenlere bağlı olarak hemoglobinin yapılamaması ya da kusurlu yapılması, beslenme bozukluğu, zehirlenmeler gibi pek çok neden anemiye yol açar.
Alyuvarların ana görevi akciğerlerden alınan oksijeni atardamarlar yoluyla dokulara taşımak ve dokularda biriken karbondioksiti toplardamarlar yoluyla akciğerlere götürerek vücuttan atılmasını sağlamaktır. Oksijen, yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesi için çok önemlidir. Kansızlık durumunda dokuların oksijenlenmesi bozulacağı için buna bağlı birçok rahatsızlık ve belirti görülür:

  • çabuk yorulma
  • halsizlik
  • çarpıntı
  • baş ağrısı, baş dönmesi, göz kararması
  • iştahsızlık

 

En sık rastlanan kansızlık tipi demir eksikliği anemisidir. Demir elementi alyuvarlarda yer alan ve oksijen taşımakla görevli hemoglobin yapısında bulunur ve oksijen taşınmasında önemli görevi vardır. Demir gıdalarla alınamaz veya vücuttan kaybı çok olursa özellikle dikkat çekmeyen gizli kanamalarda (yoğun adet kanaması hemoroit) anemi ortaya çıkar. Bu tip anemiler kadınlarda daha sık görülür. Demir eksikliği anemisinin tedavisi kolaydır. Ağızdan alınan ve demir içeren ilaçlar kullanılır. Ancak tedavisi uzun sürer.
Diğer anemiler sebeplerine yönelik olarak tedavi edilirler ve hastalığın gidişi aneminin tipine göre değişir. Ama bazı durumlarda anemide tedavi yöntemi yine kan transfüzyonudur. 
 

HEMOFİLİ 
Kalıtsal bir kanama hastalığıdır. Hemofili, önemsiz bir darbenin yarattığı sıyrıktan vücut dışına ya da içine kanamaya (eklem içi, kas içi, göz içi vb kanamalar) yol açabilen bir hastalıktır. En hafif darbede bile büyük morluklar oluşur. Diş çekimi gibi küçük girişimlerden sonra durdurulamayan ölümcül kanamalar görülebilir. İç organ, eklem içi kanamalar sıklıkla görülür.
Hastalığın sebebi kanın pıhtılaşma mekanizmalarında rol alan pıhtılaşma faktörü denilen plazma proteinlerinin eksikliğidir. Olası bir kanama durumunda ya da ameliyat esnasında fazla miktarda kan ve kan ürünlerine ihtiyaç duyulmaktadır.

LÖSEMİ 
Tam olarak bilinmeyen bir nedenle akyuvarların ani ve denetlenemez biçimde üremesiyle ortaya çıkan ve genel olarak kan kanseri diye bilinen bir grup hastalığın genel adıdır.
Bütün kanserlerde olduğu gibi lösemide de kesin neden henüz saptanabilmiş değildir. Hastalığın belirtileri: 

  • kanama eğiliminde artış
  • ciltte morumsu küçük lekeler
  • ateş
  • kansızlık belirtileri

 

Hastalığın kesin tanısı kan testleri ve kemik iliğinden parça alınıp incelenmesi ile konulur. 
Erken tanı ile özellikle çocuklarda tedaviden yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.
Tedavide kanser ilaçlarının (kemoterapötikler) yanı sıra kemik iliği nakli yer almaktadır. Hastalara çoğunlukla kan ve kan komponentleri kullanılması gerekir. Özellikle trombosit süspansiyonlarının tedavi sürecinde çok önemli bir yeri vardır.

AMELİYATLAR 
Ameliyatlarda kan kullanımı sıkça karşılaşılan bir durumdur. Çoğunlukla önceden planlanan (Kalp ameliyatları, Organ nakli ameliyatları) büyük ameliyatlarda kullanılır. Bazen önceden planlanan fakat kan kullanılıp kullanılmayacağı ya da kullanılacaksa ne kadar kullanılacağı ameliyatın seyri ile alakalıdır. Bununla beraber bazı ameliyatlarda rutin kan kullanımı söz konusu iken bazılarındaysa fazla miktarda kana ihtiyaç duyulabilmektedir.
Açık bir kalp ameliyatında (by-pass) 4-6 ünite kan kullanılırken bir karaciğer nakli ameliyatında 15-20 üniteye kadar çıkabilmektedir.