Sağlık Rehberi

D Vitamini Eksikliği


D vitamini vitamin olarak isimlendirilse de aslında insan vücudunda yapılan bir hormondur. Yeterli güneş ışınına maruz kalındığında, insan vücudu D vitamini sentezleyebilmektedir. Güneş ışığında bulunan ultraviole B (UVB) ışınlarının etkisi ile cildimizde bulunan bir tür kolesterol türevi, D vitaminine dönüşmeye başlar. Ciltte sentezlenen D vitamini (diğer ismi vitamin D3) kan yoluyla karaciğer taşınır ve orada birtakım işlemlerden geçer ve son durağı olan böbreğe geçerek orada aktif D vitaminine dönüşür. Aktif D vitaminine dönüşmesi için, normal çalışan bir paratiroid bezi ve sağlam böbrekler gerekir. İhtiyacımız olan D vitaminin %80-90'ını bu şekilde elde ederken, %10-20'lik bir kısmını gıdalardan almaktayız. 
Ülkemizde vitamin D sentezi, Mayıs ve Kasım ayları arasında gerçekleşmektedir. Yeterli D vitamini sentezi için 10:00 ile 15:00 saatleri arasında güneşe çıkılması önerilir. Yazın, bu saatlerde, el, kol ve bacak cildinin güneşte hafif pembeleşinceye kadar kalması durumunda, yaklaşık 3000 IU D vitamini sentezlenmiş olur. Cilt rengi açık bir insanda bu süre 15 dakika iken, koyu ciltli bir insanda bu süre 3-4 kat daha uzun olabilir. Yaşlanma ile birlikte ciltte D vitamini yapımı azalmaktadır. Faktör düzeyi 15 ve üzeri güneş kremi kullanılması, güneş ışınlarının deriye ulaşmasını engellemekte ve D vitamini sentezini belirgin olarak azaltmaktadır. Örneğin 30 faktörlü bir krem kullanımı, ciltte D vitamini yapımını %95'den fazla azaltmaktadır. Ayrıca cam ve tül perde arkasından güneşlenme de D vitamini sentezini önlemektedir. Öte yandan kişi ne kadar güneşte kalırsa kalsın D vitamini yapımı toksik düzeylere ulaşmaz. Ciltte yapılan D vitaminin fazlası, yine ciltte takisterol ve lumisterol denilen etkisiz moleküllere dönüşür. Bu mekanizma D vitamini zehirlenmesini önler. 


D VİTAMİNİ NEDEN ÖNEMLİ?
Sentezlenen ve aktifleştirilen D vitamininin vücutta birçok görevi bulunmakla birlikte en önemli görevi kas-iskelet sistemi üzerinedir. Barsaklardan kalsiyum ve fosfat emilmesini, böbreklerden kalsiyum ve fosfatın geri emilmesini sağlayarak kemik yapımı ve yenilenmesi için gerekli mineralleri temin eder. Kas hücresi içine kalsiyum geçişini sağlayarak kas gücüne artırır. Kas-iskelet sistemi etkileri dışında pek çok görevi vardır. Pankreastan insülin salgılanmasını, hipofiz bezinden süt hormonu olan prolaktin salgılamasını, bağışıklık hücrelerden mikrop öldürücü maddelerin salgılanmasını sağlayabilmektedir. Kalp kasının kasılması ve damarlar üzerine etkisi vardır. Meme, iskelet sistemi, barsaklar, lenf ve kan hücrelerinin anormal çoğalmasını engelleyebilir. 
D vitamini düzeyi kanda ölçülebilmektedir. Vücut D vitamini depolarını en iyi yansıtan hormon 25(OH)D vitaminidir. Bu hormonun kan düzeyi ölçülerek, vücuttaki D vitamini durumu hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür. 

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ
Önceleri yaşlılarda görülen güneşten sakınma durumu, artık güneş ışınlarının zararlı etkileri konusunda artan bilinç nedeni ile tüm popülasyonda görülmektedir. Güneşten kaçınmanın ötesinde özellikle şehir yaşamında kapalı mekanlarda geçirilen uzun zamanlar, dışarıda bulunulsa bile sıkışık ve çok katlı şehirleşme nedeniyle güneşe daha az maruz kalınması da D vitamini eksikliğinin artmasına neden olmaktadır. Özellikle güneşin en yoğun olduğu ve D vitamini sentezinin en belirgin olduğu saatlerde kapalı mekanlarda vakit geçirme veya bilinçli olarak güneşten kaçınma, ya da güneş ışınlarına karşı koruyucu krem kullanma gibi nedenlerle tüm toplumda D vitamini eksikliği sık görülür hale gelmiştir. Eskiden yalnız yaşlı nüfusta görülen bu durum artık toplumun genç-yaşlı tümünde görülür hale gelmiştir. D vitamini eksikliği ülke, bölge, mevsim, cilt rengi, yaş, yapılan iş ve pek çok faktöre göre değişmekle birlikte yapılan çalışmalar, toplumların %50-70'inde eksiklik olduğunu ortaya koymuştur. 
D vitamini eksikliği bu kadar yaygın olduğu için, birçok batı ülkesinde gıdalar D vitamini ile güçlendirilmiştir. Ülkemizde ise gıdalara D vitamini takviyesi genelde yapılmamaktadır. D vitamini, bu kaynaklar dışında az miktarda yumurta sarısında, yoğun miktarda balık karaciğeri ve balık yağ dokusunda bulunmaktadır. Somon, sardalya, uskumru ve ton balığı gibi yağlı balıklarda bu düzey daha fazladır. Ancak çiftliklerde yetiştirilen balıklarda D vitamini düzeyi çok daha düşüktür. Diyetle alınan D vitamini, ince barsaklardan safra asitleri yardımı ile emilir. Dışarıdan besinlerle alınan vitamin D'nin fazlası ise, az bir miktarı karaciğerde, daha yoğun olarak ise yağ ve kas dokusunda depolanır. 
Böbrekte aktifleşen D vitamini barsaklardan kalsiyum ve fosfat emilmesini sağlar. D vitamini olmadan diyetle alınan kalsiyumun %85-90'ı ve fosfatın %40'ı emilmeden atılır. Aktif D vitamini böbreklerde de kalsiyum geri emilimini sağlar. Böylece kemik yapımı için gerekli olan kalsiyum ve fosfat temin edilir. D vitamini eksikliği durumunda, özellikle D vitamini düzeyi 20 ng/mL düzeyinin altında olması durumunda, barsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimi azalır ve kemik yapımı bozulur ve kemik erimesi ortaya çıkabilir. D vitamini eksikliği çocuklarda rikets denilen kemiklerde yapısal bozukluklara yol açabilen bir hastalığa neden olurken, erişkinlerde kemik erimesi ve osteomalazi denilen kemik erimesi, kemiklerde ve kaslarda hassasiyet ve ağrıya neden olan bir bozukluğa sebebiyet verebilir. D vitamini eksikliğinde ayrıca kas gücünde azalma, kas ağrısı, etkilenen çocuklarda ayağa kalkma ve yürümede güçlük, etkilenen yaşlılarda dengesizlik ve düşmeler ve kırık riskinde artışa yol açabilir.

Obez hastalarda, siroz gibi kronik karaciğer hastalıkları, nefrotik sendrom, kronik böbrek yetersizliği gibi böbrek hastalıkları, paratiroid yetmezliği ve bazı mantar, epilepsi, verem ve AIDS ilaçlarının kullanılması durumlarında D vitamini yapımı ve aktifleşmesi ya da etkisi bozulmaktadır. Bu gibi durumlarda yukarıda bahsi geçen dozlardan daha yüksek dozları kullanmak ya da aktif D vitamini kullanmak gerekebilmektedir. Doktorunuz bu gibi hastalıklarda uygun doz ve ilacı reçete edecektir. D vitamini eksikliği için kullanılan D vitamini preparatları aç ya da tok veya yemek arası kullanılabilir. Besinler, ilaçların emilimini etkilemezler. 

Ülkemizde kullanılan D vitamini preparatları damla, tablet, suda eriyen tablet ve sprey şeklinde bulunmaktadır. Damlaların bir damlasında 166 veya 600IU D vitamini içerecek şekilde D vitamini bulunmaktadır. Tabletler ise tek başına veya kalsiyum, magnezyum ve çinko gibi diğer minerallerle zenginleştirilmiş olarak 200, 400, 600, 880, 1000 ve 1200 IU gibi değişik dozlarda bulunabilmektedir. Kalçadan yapılabilen ampul formları da mevcut olup bu formlar ağız yoluyla da verilebilmektedir. Ancak bu formların tek ampulünde 300000 IU gibi çok yüksek bir miktar bulunmakta ve bilinçsizce ve kontrolsüz kullanılması D vitamini zehirlenmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle ülkemizde artık bu formların reçetesiz satılması yasaklanmıştır.
Yapılan bazı çalışmalarda vitamin D eksikliği ile kolon, prostat, meme ve pankreas gibi organların kanseri; tip 1 diyabet, romatoid artrit, crohn hastalığı, multiple skleroz gibi bazı otoimmün hastalıklar, verem gibi bazı enfeskiyon hastalıkları ve kalp krizi, hipertansiyon ve inme gibi kalp damar hastalıkları arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Bazı çalışmalarda D vitamini takviyesinin kanser riskini, tip 1 diyabet görülme riskini azalttığı gösterilmiştir. Bir çalışmada kan D vitamini düzeyinin 30-40 ng/mL aralığında tutulmasının kanser görülmesini azalttığı bildirilmiştir. Ayrıca D vitamini takviyesi ile yaşam kalitesinde artış, ağrılarda azalma, yaşlılarda düşmelerde azalma, inme, kalp krizi ve bunlara bağlı ölümlerde azalma olduğu bildirilmiştir. Bazı çalışmalarda ise D vitamini düzeyinin 50 ng/mL düzeyini aşması durumunda tüm nedenlere bağlı ölümlerde artış olduğu bulunmuştur.

Özellikle en çok D vitamini sentezlenen gün ortasında güneş ışınlarının, melanom başta olmak üzere diğer cilt kanseri tiplerine yol açması, cilt lekelerine yol açması gibi haklı kaygılar nedeniyle, güneşlenmekten kaçınma veya güneş koruyucu kremler kullanılması, D vitamini düzeyini azaltmaktadır. Bu nedenle D vitamini düzeyine bakılması ve eksikliğinde takviye edilmesi önerilmektedir.